20 Mart 2012 Salı
Londra Bulvarı
Cumartesi gecesi yatmaya hazırlanırken son bir kez televizyonu zaplayayım dedim ve kanallar arasında gezinirken Londra Bulvarı'na denk geldim. Açıkçası bu film hakkındaki fikrim ilk 15 dakikada tamamdı: VASAT bir film. Ama sayın okuyucu izlemeyi bırakamadım çünkü ben Colin Farrell'ı hiç böyle görmemiştim. Açıkçası o Emrah kaşlarıyla pek de çekici bulmazdım kendisini. Ama bu filmi başından sonuna izleme sebebim zat-ı şahaneleriydi. Kadın başrol oyuncusu ise Keira Knigthly idi. Onun da varlığı güzeldi ama işte yani uzuun uzuun kendisinden bahsetmeme değecek bir etkisi olmadı filme.
Film vasattı ama filmin müzikleri hakkında konuşmam lazım. Kasabian müzikleri bir harikaydı. Özellikle The Green Fairy aklımı başımdan aldı. Göz atmak isterseniz hiç durmayın.
9 Temmuz 2011 Cumartesi
Kadınlar&Orgazm
Sanırım kadınların çabuk orgazm olamamalarının bir sebebini biliyorum. Naçizane fikrim şu ki biz kadınlar analitik, "didikleyen" ve "gıdıklayan", önünü arkasını, sağını, solunu yedi mahallesininkiyle birlikte düşünen, beyininde çok yönlü düşünce kıvılcımları çıkaran mahluklarız. Gerçekten bu kadar düşünmek hem ruha hem de bedene zarar veriyor.
Gelelim erkeklere... İçinde bulundukları durumu o kadar düz, yani basit, yani sığ bir bakış açısıyla ele alıyorlar ki bir işe odaklanmaları hiç de zor olmuyor.
Aynı farklılık erkeklerin kadınlara göre daha iyi araba kullanmalarının da altında yatıyor diye düşünüyorum.
17 Haziran 2011 Cuma
Parkta

Üst sokağımızda çok huzurlu bir park var. Bazen M.'le yolumuz oradan geçerse o sigara molası vermek, ben de salıncakta sallanmak için duruyoruz.
Geçen gece de yine böyle bir mola vermek için banka doğru yürürken önümüze "miyav miyav" diyerek bize doğru koşan (gerçekten üzerimize doğru koşuyordu) sarılı beyazlı bir tekir kedi çıktı. Çok aç olduğu o kadar belliydi ki.
Çaresizlik içinde kıvranırken aklıma çantamda taşıdığım tüp çikolata geldi. Ben ki kedilere dokunamam ama bu kediciği kucağıma aldım, okşadım ve tüpün ağzını açıp ona doğru uzattım.. Acaba çikolata yer mi diye de merak içindeydim.
Neyse, kedicik ben tüpü sıktıkça çıkan çikolatayı yalarken sakinledi.. Öyle huzur dolu bir 10 dakikaydı ki bu zaman dilimi size anlatamam. Kedicik de benim gibi bir çikolata sever olduğundan mıdır yoksa çaresizlikten midir bilinmez ama bir tüp çikolatayı sesini çıkarmadan iştahla yalayıp bitirdi. Sonra da göğsüme başını dayadı.
Sanırım biyolojik saatim, "Sen de anne olmalısın, bu duyguyu tatmalısın!" diye bangır bangır bağırıyor ve bu duygu hakkında bu şekilde ipucu veriyor.
24 Mart 2011 Perşembe
Harold Pinter&Birthday Party

İnanılmaz bir akşamdı... Nihayet Harold Pinter'ın Doğum Günü Partisi adlı oyununu izleyebildim... Geçen ay bilet bulamamıştık... İnanılmaz bir yoğunluk vardı.
Gelelim oyuna... Ya da oyundan önce dekoru çok beğendiğimi belirtmek istiyorum.. Gerçekten sahne bir harikaydı. Ve ve ve gecenin yıldızı Ned rolüyle Cem Davran idi... Tam 2,5 saat süren oyunda harikulade bir oyunculuk sergiledi.. Oyunun sonunda nasıl alkışlayacağımı bilemedim. Cem Davran'ın oyunculuğundan daha öncesinde bihaberdim.. Kendisini buradan da tebrik ediyorum. Ayrıca Jülide Kural da bir harikaydı. Oyunun müzikleri ve diğer oyuncular... Eğlenceli bir gece geçirdik ve tıpkı Stanley gibi biz de perde kapanınca gerçek dünyaya geri döndük..
16 Şubat 2011 Çarşamba
Beynimdeki Sesler

Her şey zincirleme... Bu hayat bizim hayatımız değil aslında.. Biz baskalarının acıları ve arızalarıyla katlanarak çığ gibi olmuş bir geçmişin bilmem kaçıncı halkasıyız.
Başkalarından etkilenen başkalarının bize olan etkisiyle var olmuşuz ve oluyoruz. Bu da kafa hastalığı yapıyor.. çözüm olmayınca tıkanıyor insan ..
7 Şubat 2011 Pazartesi
Evrim Geçiriyorum

Cool Cookie: Biliyor musun, ben evrim geçiriyorum.
Cookie'nin Eşi: Kaplumbağaya falan mı dönüşüyorsun?
Cool Cookie: Gittikçe çocuklaşıyorum. Sapıtıyorum. Manyaklaşıyorum.. Sanırım hayatın yükünü kaldıramıyorum.
Cookie'nin Eşi: Hmmm...
Cool Cookie: Tatile gittiğimizde dalmak için tur yöneticisinin anlattıklarını dinleyen çifti hatırlıyor musun? Yanlarına gidip adamı dinlemeye başlamıştık. Ben habire patlamış mısır yiyordum. Sonra adam genç çifte şöyle demişti:"Bakın şimdi size dalan bir grubu izlettireceğim.. İçlerinden hangisinin yüzme bilmediğini hayatta tahmin edemezsiniz. Kadın suyun altında o kadar rahat." Ben mısırları iştahla mideme indirirken hemen lafa atlamış ve ağzımda mısırlarla, "Soldaki yüzme bilmiyor" diyerek adamı nasıl da bozmuştum. İşte şimdi daha da çocukça davranabiliyorum. Tatlı veren görevliye tuzlu yok mu diyecek kadar yüzsüzleşiyorum. Ve gece olup da yatağa yattığımda kendi kendime gülmekten uyuyamıyorum. Çocuklaşmak iyi bee ;)
Cookie'nin Eşi: Zzzzzzzzzzzzzzz.
1 Ocak 2011 Cumartesi
Yaşlanan bir kelebek tekrar tırtıl olamaz ama onun gibi taze gözükebilir!

Sıkı durun... Ben bu yaşlanmaya harika bir ilaç buldum.. gerçekten... yani bende işe yaradı.. cildim ısıl ısıl.
Gelelim sırrıma: Kayısı çekirdeği kremi. Göz çevresini ve cildi nemlendirmede çok etkili. Kesinlikle cildim nemini koruyor. benim gibi umudunu yitirmekte olanlara benden nacizane bir öneri.. umarım herkes genç gözükür ve hep bunun keyfini sürebilir.
Ufak bir hatırlatma.. Benim kullandığım kayısı yağı kremi Doğacı'nın.. Aktarlarda satılıyor.. Bir de MecitEfendi varmış.. Hangisi daha iyi bilmiyorum.. ama ben kullandığımdan memnunum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

